İslamda Ceza ve Cezalandırma!

“Yeryüzünde, işlenen bir suça karşı hukukî bir ceza uygulanması,
yeryüzü halkı için kırk sabah yağmur yağdırılmasından
daha hayırlıdır.”
25 İM2538 İbn Mâce, Hudûd, 3.

Kur’an-ı Kerim’in temel felsefesinde cezalandırmadan önce kişiyi topluma kazandırma vardır. Ceza ve cezalandırma konusunu işlemeden evvel Kur’an’ın asıl amacının ıslah ve kişinin topluma kazandırılması olduğunu bilmekte fayda var.

Kur’an-ı Kerim bireylerin daha iyi, daha faydalı insanlar olmasını sağlamayı amaçlar. Temelinde öncelik verdiği husus kişinin daha yararlı ve daha iyi olarak topluma kazandırılmış olmasıdır. Fakat elbette topluluklarda her zaman pürüzler olur. İşte bu pürüzlerin oluşmaması, toplumun barış içerisinde yaşayabilmesi, yaşanabilecek olası olumsuzlukların ve zararların önlenebilmesi açısından ceza ve cezalandırma kavramları var olmak zorundadır. Kötü ve yanlış eylemlerin bir sonucu olması, hatalar sonucunda cezalar uygulanması toplum sağlığı açısından mantıklı olandır.

Kur’an’da bazı konular kınanmış ve cezalandırılması mantıklı görülmüş, o konulardaki cezaların uygulanması ise toplumun tercihine bırakılmıştır. Cezai yaptırım gereken konular için ise belirli prensipler Kur’an-ı Kerim’de belirtilmiştir.

Cezalardan ve cezalandırmadan evvel Kur’an’ın altını çizdiği esas konu ise tövbedir. Tövbe, Kur’an’ın temel aldığı ıslah ve topluma kazandırma önceliği için en geçerli basamaktır. Eğer ki kul yatığı hatanın, yanlışın farkına varır, içten bir şekilde büyük bir pişmanlık duyar ve aynı yanlışa tekrar düşmeyeceğini yürekten söylerse, bu tövbedir. Kişi hatasından döner ve Allah’a (c.c.) tövbe ederse, burada topluma düşen görev bu kişinin bir daha kötülük yapmamasını sağlayacak tedbirleri alarak tövbe yolunda o kişiye yardımcı olmaktır.

Elbette tövbe eden kul tüm tedbirli ve iyi niyetli yaklaşımlara ve kendi tövbesine rağmen her türlü güzelliği geçersiz kılabilir. Yapılan tüm iyi yaklaşımlar, kötülükler karşısında yetersiz kalabilir. İşte bu sebeple de Kur’an her ne kadar ıslahı, bireyin topluma kazandırılmasını temel alıyor ve bu uğurda insanlara seçenekler sunup tövbe kapıları açıyorsa da kötü niyetli veya ıslah olmayan kişilere karşı cezai yaptırımlar barındırmaktadır.

Kur’an ayetlerindeki ceza usulü özetle kısastır diyebiliriz. İslam, bir kötülüğün ancak benzer bir kötülükle cezalandırılmasını denk ve uygun görür.

Cezalandırma ile işlenen bir suçun sonucunda oluşan zararlar elbette karşılanamaz, çoğu suç için böyle bir imkan yoktur. Kur’an’ın söylediği de bu sebeple birebir aynı şekilde değil, meydana gelen zararın boyutunda ve ona denk gelecek bir cezai yaptırımdır. Kur’an denk ceza kavramını işlemektedir.

İslamiyet’te aslolan huzur ve barıştır. Huzuru ve bağışı sağlamak için de bunu bozanlara adil davranarak gerekeni yapmak gerekmektedir.

Allah Teala (c.c.) bağışlayıcı, merhametli ve affedici olduğu için kelamı Kur’an-ı Kerim’de de cezanın aşırı ve dengesiz olmaması gerektiğini bildirmiştir. Hata yapan kula verilen cezalar adil olmalıdır. Bir kişi yanlışının sonucunda aşırı ve dengesiz bir ceza ile karşılaşırsa şiddete ve suça daha çok meyledebilir. Aynı şekilde bir kişi yanlışının sonucunda olması gerekenden daha az ve hafif cezalandırılırsa da suça daha çok meyledebilir. Bu yüzden Kur’an-ı Kerim’in öğütlediği denk ceza çok önemlidir. Cezanın suça denk olması, işe yararlığı bakımından çok mühimdir.

Kur’an Cezalandırma ile İlgili Neler Söylüyor?

“Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.”
Bakara Suresi, 190. – 191. Ayetler

“Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları halinde sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 
Nisa Suresi, 25. Ayet

“Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” 
Nisa Suresi, 93. Ayet

“İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa onunla cezalandırılır. O kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.”
Nisa Suresi, 123. Ayet

“Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.” 
Maide Suresi, 33. Ayet

“Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Maide Suresi, 38. Ayet

“Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye hediye olarak varmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.”
Maide Suresi, 95. Ayet

“Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.”
En’am Suresi, 160. Ayet

“Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.”
Nahl Suresi, 126. Ayet

“İşte böyle. Her kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vaki olursa, emin olmalıdır ki, Allah ona mutlaka yardım edecektir. Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir.”
Hac Suresi, 60. Ayet

“Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.”
Şûrâ Suresi, 40. Ayet

“Kim sabreder ve affederse şüphesiz bu hareketi, yapılmaya değer işlerdendir.”
Şûrâ Suresi, 43. Ayet


Bir önceki yazımızda Tin Suresi Meali, Önemi ve Türkçe Okunuşunu sizler için paylaştık.
İlgili diğer yazılarımızın bir kısmı ise şöyle;
Kısas Nedir? Kısas Ayetleri Hangileridir?
Kur’an’da Helaller ve Haramlar!
Tövbe Ayı; Cemaziyelevvel
Kur’an-ı Kerim’de “Ahlâk”
Kur’an-ı Kerim, Ahirete Hazırlık ile İlgili Neler Söylüyor?
İhlas Nedir? Dinde İhlas!
Kul Hakkı Yemenin Hükmü
İman Artıp Eksilir Mi?
İnsanın Yaratılışı!
Tesbih Çekmenin Faziletleri
Şeytanı Uzaklaştıran Mübarek Dua; Ayet-el Kürsi
İslamın İlk Basamağı; Kelime-i Şehadet

Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.