Kur’an-ı Kerim’de “Ahlâk”

"Dört özellik vardır ki bunlar sende varsa dünyada elde 
edemediklerine üzülme: emaneti korumak, doğru sözlü olmak, 
güzel ahlak ve helal rızıkla beslenmek." (İbn Hanbel, II, 177)

Kur’an’da Ahlâk

Arapça kökenli olan ahlak kelime anlamı olarak, bir kişinin hem kendisine hem diğer insanlara hem de olgulara karşı nasıl davranması yahut davranmaması gerektiğini gösteren değer yargıları bütünüdür.

Ahlakın konusu; iyi ve kötüyü tespit ve ayırt etmek, iyiyi örnek alıp kötüden kaçınmak, kişinin karakteri, evrensel doğrulara uygunluk, bireyin yapması gereken vazifeler vb. gibi mevzulardan oluşur.

“Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! 
Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. 
İnsanlara da güzel ahlâka uygun biçimde davran!” (Tirmizî, Birr, 55)

Allah’ın (c.c.) kelamı Kur’an-ı Kerim’de de, ahlak konusuna dair çok fazla bilgi ve buyruk bulunmaktadır. İslamiyet’te insanın ahlakı çok önemlidir. Bir Müslümanın doğru ahlak üzere olması, ahlakı ile örnek bir kişilik oluşturacak kapasite ile yaşamaya gayret etmesi ciddi ve elzem bir meseledir. Müslüman bir kimse iyi huylu, iyi ahlaklı bir kişi olmakla yükümlüdür.

Kur’an-ı Kerim’de ahlak; iman ve ibadet ile iç içedir. Kur’an ahlakı sayesinde her kul davranışlardaki doğruyu ve yanlışı ayırt edebilir, güzel ve çirkin olanı anlar. Fazileti ve alçaklığı öğrenir. Kur’an vasıtasıyla her kişi, ahlakın faziletlerle donatılarak kötülüklerden nasıl uzak durulacağını öğrenir.

“Rıfktan (yumuşak davranmaktan) nasibi verilen kimseye, 
dünya ve âhiret iyiliklerinden de nasibi verilmiştir. 
Sıla-i rahim (akrabalık ilişkilerini gözetmek), güzel ahlak
 ve iyi komşuluk, bulunduğu yeri mamur (yaşanır) hâle getirir
 ve ömürleri uzatır.” (Ahmed b. Hanbel Müsned, VI, 159)

Kur’an-ı Kerim’de imanın yanında, ibadet etmek ve güzel ahlaka sahip olmak gerektiğine birçok ayette işaret edilir.

Ahlaki Emir ve Faziletler ile İlgili Ayetler

“Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve «İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin» diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz. (Ey İsrailoğulları!) Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Her şeyi görerek sonunda bunları kabul etmiştiniz.”

                                                                                                  Bakara Suresi, 83 – 84. Ayetler

“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.”

                                                                                                                  Nisâ Suresi, 36. Ayet

“Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Kulun yaptığı iş, eğer bir kötülük ise, onun cezasını adaletle verir.) İyilik olursa onu katlar (kat kat arttırır), kendinden de büyük mükâfat verir.”

                                                                                                                    Nisâ Suresi, 40. Ayet

“Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyen (in fısıldaşması) müstesna. Kim Allah’ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.”

                                                                                                                  Nisâ Suresi, 114. Ayet

“(Resûlüm!) Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir. Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.”

                                                                                                   A’râf Suresi, 199 – 200. Ayetler

“Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”

                                                                                                                    Nahl Suresi, 90. Ayet

“O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah’ın rızasını isteyenler için bu, en iyisidir. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”

                                                                                                                    Rûm Suresi, 38. Ayet

“Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki, zekâtı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler.”

                                                                                                   Mü’minûn Suresi, 2 – 8. Ayetler

“(Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir. Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse onun mükafatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez. Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir. “

                                                                                                       Şûrâ Suresi, 36 – 43. Ayetler

 

Bir önceki yazımızda Telbiye Duasını işledik.

İlgili diğer yazılardan birkaçı ise; İslamiyet’te Aile Ahlakıİslamiyet’te Sabrın ÖnemiMurâkabe Neden Hayatımızın Temelinde Olmalı? – Cennetle Müjdelenen Ameller İslâmiyet’te Kibir –  Kur’an’a Göre Hayırlı Evlat Nasıl Yetiştirilir? – Mescitler Allah’ındır! 

Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.